Divan Edebiyatı

   En baştan söyleyeyim bu yazı +18 laflar içerebilir. Sonradan laf yapacaklar okumasın lütfen.

  Biliyorum ki herkes eskiden benim düşündüğüm gibi divan edebiyatının sıkıcı olduğunu düşünüyor. Ama ben sıkıcı olduğunu düşündüğüm zamanda divan edebiyatının hem eğlenceli hem romantik kısımları olduğunu görmemişim. Divan edebiyatını sevdiren insan olarak İskender Pala’yı öneririm.

   Divan edebiyatında Sümbülzade Vehbi Efendi’yle gülecek, Lâedrî yani anonim sözlerle düşünecek, Nedim ile Lâle devrini hissedecek, Nef’î nin sözleriyle laf sokacak, Bakî ile duygulanacaksınız.

Sümbülzade Vehbi’nin bence komik olan eserinin hikâyesi şöyle:

Bir gün padişah Vehbi Efendi’yi yanına çağırır ve: “Bana öyle bir şiir yaz ki bir mısrasını okuyunca içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin” der. Ve işte sonuç aşağıda:

Azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana,

Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.

* * *

Lal-u şarap içurem ve ıslatıp geçirem,

Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan.

* * *

Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır?

Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.

* * *

Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,

Bir gümüş ibrik ile destine ab-i revan.

* * *

Salınarak giderken arkandan ben sokayım,

Ard eteğin beline, olmasın çamur aman.

* * *

Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam,

Sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan. * * *

Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarda hiç,

Düşmanın bağrına, hançerimi nagehan.

* * *

Eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim,

Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.

* * *

Herkese vermektesin, bir de bana versene,

Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman.  * * *

Sen her zaman gelesin, ben Vehbi’ye veresin,

Esselamun aleyküm ve aleykümselam…

Kelimeleri biraz Osmanlıca olsa da çoğu net anlaşılıyor bence. Hadi şimdi de biraz laf sokalım. Aşağıdaki beyitleri Şeyhülislam Yahya, Nef’î ye yazmıştır:

Şimdi hayli sühanverân içre

Nef’î mânendi var mı bir şâir

Sözleri Seb’a-i Muallâka’dır

İmrü’l Kays kendidir kâfir

Meâli: “Zamanımızın bunca söz ustası arasında hiç Nef’î gibi bir şair bulunabilir mi?!.. O kadar ki, şiirleri neredeyse Seb’a-i Muallâka’dır; kendisi de adeta İmrü’l Kays’tır.”

(Seb’a-i Muallâka Cahiliye devrinin en güzel 7 şiiri olup her yıl yapılan panayırda yarışan şiirler arasından seçilip bir süreyle Kâbe duvarına asılı kalırdı. İmrü’l Kays, şiirleri 7 yıl üst üste askıdan inmeyen Arap şairdir.

  Övgü gibi görünen bu kıtanın sonundaki “kâfir” kelimesi bir şeyhülislamin ağzından çıkmıştır ve adeta fetva sayılır. Nef’î buna şu cevabı yazar:

Bana kâfir demiş Müftî Efendi

Tutalım ben diyeyim ana müselmân

Vardıkta yarın rûz-ı cezâya

İkimiz de çıkarız o sözde yalan

Meâlen: “Müftü efendi bana “kâfir” demiş: tutalım ben ona “Müslüman” diyeyim. Ne çıkar, yarın mahşer yerine vardığımızda, ikimiz de bu sözlerimizde yalancı çıkacak olduktan sonra.”

Şimdi biraz Lâedrî yani anonim sözlere bakalım:

Padişah olsan da derler er kişi niyyetine

(Padişah bile olsan, musallaya geldiğinde senin için “Eeer kişi niyetine!” diye namazım herkesle eşit kılınır.-hayati ona göre yaşa-)

Kazarâ bir sapan taşı bir altın kâseye değse

Ne taşın kıymeti artar, ne kıymetten düşer kâse

Mutribâ(çalgıcı) sen aşka dair bir heva(hava) bilmez misin?

Lâedrî sözlerinden sıkıldıysanız biraz romantik takılalım derim ben:

Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur.

-Hayâlî

Vaizin nar-ı cehennem(cehennem ateşi) dediği firkat(ayrılık) imiş.

-Usulî

Yârsiz kalır cihânda aybsız yâr isteyen

-Aşkî

Şimdi de biraz Lale devrinin eğlenceli dünyasına girelim:

Bir safâ bahş edelim gel şu dil-i nâşâde

Gidelim serv-i revânım yürü Sa’dâbâd’e-

-Nedim

(A salınan selvi gibi güzel boylum! Yürü Sadabad’a gidelim de şu sad olmayan gönlümüze bir safa bağışlayalım, gel.)

Üstteki beyitlerin şarkı haline getirilmiş şeklini dinlemek isterseniz:

Nur Yoldas-Sadabad https://www.youtube.com/watch?v=-pa6Sx7FEEI&feature=youtube_gdata_player

Umarım Divân Edebiyatına dair önyargılarınızı yıkabilmişimdir. Umarım az da olsa Divân Edebiyatına ısınmaya başlamışsınızdır.

Kaynaklar:

İskender Pala-Hoş Sadâ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir