Londra’nın Bilinmeyenleri

Trafalgar Meydanı (Square)

      Adını Trafalgar Savaşı’ndan alır. Aralarında Manş denizi olmasa komşu olacak olan Fransa ve İngiltere asırlardır birbirlerinin ezeli düşmanlarıdırlar. 1700’lerin sonunda bildiğiniz gibi çok güç kazanmış olan bir Fransız komutan var: Napolyon. Bütün dünyayı fethetmek isteyen bir komutan ve en büyük hedefi “İngilizleri yenmek”.

      İngiltere, donanma olarak her zaman en güçlü ülkedir, deniz savaşlarında çok başarılıdır. Napolyon, hedefine ulaşmak için bir adım atmak istedi: İngiltere’nin o zaman sömürgesi olan Hindistan ile bağlantısını kesmek. Bunun için Mısır’ı ele geçirmeye karar verir. Mısır o zaman Osmanlı’da fakat Osmanlı’nın kendine hayrı yok. Savaşacak ne gücü var, ne parası, ne de gemisi. Mısır’a yönelen Napolyon’un ordusunu İngiliz gemileri takip ediyorlar.

      Amiral Horatio Nelson, Napolyon’un ordusunu Mısır’daki Nil Nehri’nin deltasında yakalıyor. Fransızların 25, İngilizlerin ise 16 gemisi var sadece. İngiliz gemileri ikiye ayrılıyor. Bir kısmı açık deniz tarafından sıkıştırırken diğerleri de kara ile Fransız gemilerinin arasına girerek donanmayı çapraz ateşe tutuyorlar. 13 Fransız gemisi batırılıyor. Napolyon’un eziyetlerine katlanmak zorunda kalan bütün ülkelerin yüreğine su serpiliyor ve Osmanlı’da dahil olmak üzere derin bir “oh” çekiyorlar.

      Bu anlattıklarımın Trafalgar Meydanı ile ne alakası mı var? O meydandaki yüksek dikili taşa bakarsanız tepesinde bir komutan göreceksiniz. İşte o komutan, Amiral Nelson, Napolyon’u yenen cesur amiral. Nelson, Avrupa’nın kahramanı olur.

      Bu zafer üzerine Osmanlı’da tahtta olan 3.Selim, Amiral’e iki tane nişan yollar. Bir tanesi göğse takılan ay yıldızlı, diğeri ise şapkasına taktığı 13 oklu elmas çelenktir. 13, batırdığı gemi sayısını sembolize ediyor. Altındaki kırmızı kurdele de dostluk, kardeşliği temsil etmektedir. Mısır’daki bazı yaralı askerlerimizi ve savaşmakta olan askerlerimizi kurtardığı için Osmanlı bu amirale minnettardır ve bu broşları bunun için hediye etmiştir. Amiral Nelson bu broşları o kadar çok sever ki, ileride Danimarka ile yapacağı anlaşmada bir tek göğsüne ay yıldızlı broşu takmıştır.

      Trafalgar Meydanı’ndaki heykelde de şapkasına taktığı 13 oklu elmas broş ile sembolizeedilmiştir. Bu elmas broş 1950’lerde müzeden çalınmıştır.

      Amiral Nelson’ın, başarısından dolayı her savaşta yer alması istenir. Bir savaşta tek gözünü kaybeder. Başka bir savaşta kolundan vurulur, kangren riskinden dolayı kolu kesilir. Öyle bir amiraldir ki kolu ve tek gözü olmadığı halde savaşları yönetmeye devam eder. En son Fransızları ortadan kaldırmaya karar verir. Bu sıralar İspanya ile Fransa, İngiltere’ye karşı birleşmişlerdir. Nihayet İspanya kıyılarındaki Trafalgar koyunda hem Fransızları hem İspanyolları darmadağın eder. 

      Savaşta ordusuyla-donanmasıyla birlikte sahaya inip savaşan sayılı komutanlardandır. Bu hareketi askerleri fazlasıyla motive etmiş ve aynı zamanda şaşırtmıştır. Maalesef amiral savaşırken geminin güvertesinde vurulur ve komaya girer. Arada bir kendine gelir ve tek düşündüğü savaşı kazanmaktır, kendine geldiği kısa sürelerde sürekli olarak askerlerinden rapor vermelerini ister ve taktik verir. Ayağa kalkıp savaşmaya devam etmek istese de askerler izin vermezler çünkü durumu çok kötüdür. O güvertede zaferi göremeden can verir.

      Bu, İngiltere için çok önemli bir zafer olduğu için meydana o İspanya koyunun adı verilir ve Amiral Nelson’ın heykeli dikilir.

Waterloo Meydanı

Kırım Anıtı

      1850’lerde yapılan; İngiltere, Fransa, Osmanlı İmparatorluğu’nun aynı tarafta olup Rusya ile yaptıkları savaşta ölen İngiliz askerleri anısına dikilmiştir. 1914’te Kırım Savaşı zamanındaki Savaş Bakanı ve Florence Nightingale’in heykellerine yer açmak için anıt kuzey yönünde ötelenmiştir. Florence Nightingale ismi tanıdık geldi değil mi? Müttefik olduğumuz için savaş zamanında İstanbul’a gelmiş ve oradaki askerlerin sağlık durumuyla ilgilenmiştir. Bronz heykelin, savaşta ele geçirilen Rus toplarının eritilerek yapıldığı söyleniyor.

      Anıtın sağ çaprazında The Athenaeum isimli, sadece üst tabakadan erkeklerin girebildiği ve politika gibi konuları konuştukları bir yer var. Feministlerin protestolarıyla yakın zamanda bu kültür bozulup kadınlara da açılmıştır. Batı kültürünün temeli Antik Yunan’a dayandığı için burada da olduğu gibi Yunan tanrıçalarını mimari eserlerde sürekli kullanırlar.

Piccadilly Circus

      Meydanda görmeniz gereken şeylerin başında “Bencil Olmayan Aşk” anıtı gelmektedir. Anıt ismi kadar etkileyici olmasa da ziyarete değecek kadar ilginçtir. Hayırsever birisi olan Lord Shaftesbury anısına yapılmıştır. Üzerindeki Eros heykeli ise Londra’nın en ünlü heykeli olarak bilinir.

Picadilly Arcade

      En klasik, eski İngiliz giyim tarzına dair el yapımı ve ev yapımı ayakkabıcı, çantacı, ropdöşambırcı, klasik giyimci, tıraş takımcıların bulunduğu bir pasaj burası. Girişteki ropdöşambırcının vitrininde since 1865 yazmaktadır.

Saint James Parkı

      İlk olarak 1532’de kral sekizinci Henry burayı bir geyik parkı olarak satın almış, 1603’te kral James’in kuş ve hayvan parkı olmuş, 1660’ta ise kral Charles burayı o zamanlar meşhur olan Fransız parklarından örnek alarak düzenletmiştir, yapay göller yaptırmıştır. 1827’de John Nash, dönemin kralı dördüncü George için parkı düzenlemiş.

      Londra’nın merkezinde olmasına rağmen 600 çeşit yabani hayvanı olan bir park. Parkın içindeki her ağaç, göl vs. hayvanların doğal evleri. Parkta bir Türk’ün dikkatini çekebilecek diğer bir konu ise yerlerde çöp görmenin neredeyse imkansız olması. Bunda tabi ki kuralların da etkisi var fakat asıl faktör “insanlar”.

Photo by Kafai Liu on Unsplash
Photo by Kafai Liu on Unsplash

Buckingham Sarayı

      1703’te ünlü mimar John Nash tarafından yapılmıştır. İlginç bir bilgi; sarayın üstündeki bayrak, kraliçenin sarayda olduğunun işaretidir. Diana öldüğünde bayrağın neden yarıya indirilmediğini sormuşlar ve kraliçe açıklama yaparak bu bayrağın kraliçenin evde olduğunu işaret ettiğini söylemiş. Bir süre sonra halkın tepkisi üzerine bayrağı yarıya indirmeye karar vermişler ve kraliçe bir açıklama daha yaparak: “İngiltere tarihinde ilk defa ben evde olduğum halde bu bayrak yarıya indi.” demiş.

      Başka bir ilginç bilgi: Kraliçe, İngiltere tarihinin en uzun süre tahtta kalan hükümdarıdır. Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Jamaika ve Papua Yeni Gine’nin de hükümdarı olarak kabul edildiği göz önüne alınırsa, hükümdarlığı süresince Winston Churchill, Theresa May gibi isimler de dahil 150’den fazla başbakan görmüştür.

      Sarayın önünde kraliçe Victoria anısına dikilen anıtın parladığını görebilirsiniz. Kendisi zamanında İngiltere’nin Kanuni Sultan Süleyman’ıymış. Aynı şekilde onun hükümdarlığında Britanya İmparatorluğu dünyada en geniş topraklara sahip olmuş. İngiltere ve Hindistan kraliçesi olarak da anılırmış.

British Pub’lar

      Bizdeki kahvehane kültürünün İngiliz versiyonudur. İlginç kuralları vardır. Belli bir saatten sonra alkol satışı yapılmaz ve  o saatten yaklaşık yarım saat önce büyükçe gözünüze çarpan çanı çalarak “son çağrı” diye bağırırlar.

      Trafalgar Meydanı’nda, meydanın ismiyle uyumlu bir temadaki The Admiralty isimli gemici pub’ı vardır. Dekoru çok orijinaldir; 18. yüzyıldan kalma gemici dürbünü, bir savaş gemisinin 1900’lerden kalma telgraf makinesi gibi çok güzel dekorasyon malzemeleri var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir