Mehmet Aldanmaz

MEHMET ALDANMAZ – HEDEFSİZSENİZ HEDEF SİZSİNİZ

 

Sizin yaşlarınızdayken bir kitap okumuştum. Kitapta: “Bir kitap okudum hayatım değişti. Beni değiştiren o kitap değil, o kitaptaki bir cümleydi. O cümle beni arıyormuş, ben de onu arıyormuşum.” Ben de aynı şekilde hayatımda rastladığım cümleleri defterlere yazdım. Sonra bunları sosyal medyada paylaştım ve “Hayatınıza dokunacak sözler” diye bir kitapta topladım. Bugün size 15 tane hediye söz getirdim. Umarım bu sözlerden biri sizi arıyordur veya siz bu sözlerden birini arıyorsunuzdur.

 

“Bugüne en uzak gün, dündür.”

 

“Okçu nedir ki hedef olmadan.”

Bizler de derslerde bedenen burada; beynen, kalben ruhen burada değilsek kayak takımıyla bu salona gelen birinden farkımız olmuyor. Bir insanın değerli olup olmaması, hedefinin doğru yerde olup olmamasıyla ilgilidir.

 

“Bugünü kullanış şekliniz, yarının sizi nasıl kullanacağını belirler.”

Allah, gayrimüslim de olsa çalışana verir.

 

“Bugün kim ve nerede olduğumuz dünkü tercihlerimizin sonucu, yarın kim ve nerede olacağımız bugünkü kararlarımızın sonucu olacaktır.”

Üniversiteyi iyi değerlendirin. Deliler, aynı şeyi yapıp farklı sonuç bekler. Bizim zamanımızda 30 alınca hoca verirdi, 100 alınca biz alırdık. “Hoca bana taktı” lafı var bir de. Hiçbir hocanın böyle hedefi yoktur. Geçemediğin derste hocayı bahane etme, sen not yükseltmek için farklı olarak ne yapıyorsun ona bak. Eğer hareket tarzında değişiklik yapmazsan o 30’u 50’ye 70’e çıkaramazsın.

 

“Olumsuz insanlardan uzak durun çünkü onlar her çözüm için bir sorun üretirler.”

 

“Bana öyle bir mutluluk söyleyin ki karşılığında acı verilmemiş olsun.”

Yata yata dersten 100 alınmaz. Yapman gereken sorumluluklar vardır. Hiçbir mutluluk yok ki karşılığında acı verilmemiş olsun. Dert biter, hayat biter. Hayatımızın her anında dert olacaktır.

 

“Derdimiz ne kadar büyükse hayatımız da o kadar büyük olur.”

Karşına çıkan derde basıp geçersen basamak, geçmezsen engel olur.

 

“Değişmeyen tek şey değişime karşı dirençtir.”

100 almak isteyeceksin, karşına engeller çıkacak. Değişimi gerçekleştirmek için bu engellere basıp geçmen lazım. Değişimi gerçekleştirmek için duvarları yıkmamız gerekiyor.

 

“Çalışmak bizi 3 şeyden kurtarır: Can sıkıntısı, yoksulluk, kötü alışkanlıklar.”

Herkes ölecek ama bazıları yaşayacak. Ben sizi yaşayan olmaya davet ediyorum. Çalışkanlarda kötü alışkanlık oranı düşüktür, tembellerde yüksektir. Allah, gayrimüslüm olsa da çalışana verir. Allah ilmi isteyene, parayı istediğine verir. Parayı genelde çalışana veriyor.

 

“Fakirlik, açlık demek değildir. İstenmemek, sevilmemek, dikkate alınmamaktır.”

 

“Tüm kötü alışkanlıkların ilki bedavadır.”

Ve hep bir kereden bir şey olmaz diye başlıyor. Negatif bir şey yapmak için bahane çoktur. Alkol alanların %99’u sigara içiyor, uyuşturucu alanların %99’u alkol kullanıyor, intihar edenlerin %99’u uyuşturucu madde bağımlısı. Arkadaşlarınızı sizi nereye götürdüklerine göre seçin.

 

“Hiçbir yol yanlış değildir. Yanlış olan tercih ettiğiniz yoldur.”

Gittiğin yol doğru olabilir ama senin için doğru olmayabilir. İstanbul’a gitmek için Artvin’e doğru gidersen gittiğin yol yanlış olmaz, senin için yanlış olur. Hedef güzel olunca yolun hiç sıkıntısı olmaz, bize keyif verir.

 

“Hayat bir uçurtmaya benzer, rüzgar ne kadar sert eserse o kadar yükselirsin.”

Burada uçurtmayı kendimiz, rüzgarı da dertlerimiz olarak düşünebiliriz. Ne kadar çok derdimiz olursa o kadar yükseliriz. Küçük derdi olanın büyük derdi olmaz. Küçük dertleri büyütmeyelim, büyük dertleri küçültelim.

 

“Fark yaratamayacak kadar küçük olduğunuzu düşünüyorsanız sivrisinek olan bir odada uyumayı deneyin.”

Hayatta tüketicilikten ziyade nasıl üretici olabiliriz diye düşünelim. Aldığımızdan daha çoğunu vermeliyiz. Önce herkes kendi patlak lastiğini tamir edecek.

 

“Başlamak için muhteşem olmanıza gerek yok ama muhteşem olmak için başlamalısınız.”

Önce kendi patlak lastiğinizden başlayın.

 

  1. RÜSTEM KELEŞ – SU YÖNETİMİ; YEREL VE KÜRESEL RİSKLER, SAKARYA ÖRNEĞİ

 

Bugün yaşadığımız dünyada en çok konuşulmayı hak eden ve endişelenmemiz gereken bir konuyu konuşacağız. Hepimizin geleceğini çok yakından ilgilendiren çok önemli bir konu. Ülkemiz açısından da durum kritik. Umarım yaşadığımız gezegen, baş edemeyeceğimiz sıkıntılarla karşı karşıya kalmaz.

 

“İnsanlar üç şeyde ortaktır; ot ,su ve ateş.” -Hz. Muhammed

Ot; tarım ve ziraatı temsil eder. Ateş, maden ile ilgilidir.

Su yönetimi: su döngüsünün tüm aşamalarında; suyun korunma, kontrol ve entegrasyonunu sürdürülebilir şekilde sağlayan teknik, hukuki, sosyal ve kültürel süreçler bütünüdür.

 

Suyu etkileyen faktörler;

-Nüfus artışı

-Global ekonomik büyüme ve artan su ihtiyacı

-Genel olarak yönetim sistemlerindeki kaos

-Su arzının sabitliği

-Tarımsal su kullanmanın artışı

-Endüstriyel su kullanmanın artışı

-İklim sisteminin kaotik doğası

-Kirlenme

-Sermaye baskısı

-Su siyaseti

 

Dünya’daki toplam su varlığının %45’i Amerika, %28’i Asya, %15.5’i Avrupa, %9’u Afrika’dadır. Suyun sektörel kullanımında tarımsal kullanım Türkiye’de %73, gelişmiş ülkelerde %30; içme suyu Türkiye’de %16, gelişmiş ülkelerde %11; sanayide Türkiye’de %11, gelişmiş ülkelerde %59’dur. Kişi başına düşen kullanılabilir su potansiyeli bakımından ülkemiz 182 ülke içinde 132. sıradadır. Bu da Türkiye’yi su stresi yaşayan ülkeler kategorisine sokuyor.

2025-2030 yıllarında Türkye’nin su fakiri ülkeler arasına gireceği öngörülüyor. Dünya’da şu an yaşayan 7,5 milyar insandan 1,5 milyarı bu sabah içilebilir 1 bardak su bulamadan güne başladılar. 1,5 milyar insan, bu kadar gelişmişliğe rağmen güne böyle başladı. Afrika’da 3-4 litre su için 15-20 km yolu kucaklarında çocuklarıyla yürümek zorunda kaldılar. Bu konuda korkunç bir dengesizlik var. İlginç olansa, bu dengesizlik giderek artıyor. Özellikle kirli su arıtmada çok ciddi sorunlar var. Türkiye’nin 2020’lerdeki hedefi tarımsal su kullanımını %60’lara düşürmek, içme suyu kullanımının %18’e çıkacağı öngörülüyor. Sanayide su kullanımının da %18-20’lere çıkacağı öngörülüyor.

 

Su yönetiminde;

 

Yönetim riskleri:

-Kamu sorumluluğu ve mülkiyetinin azaltılması

-Su sorununun küresel boyutunun gittikçe öne çıkması yönetim sistemlerinin ve bakış açılarının küresel bir boyut kazanması, küresel organizasyon ve mekanizmaların baskısı, bu baskı karşısında yerel ölçekte gerekli yönetim mekanizma ve süreçlerinin oluşturulamaması

-Suyun yer değiştirme özelliği, suyun mülkiyet haklarının ve kontrolünün belirlenmesini zorlaştırması

-Küresel sistemin suya ilişkin paradigması

-Finansal yönetimin ağırlık kazanması ve artan önemi

-Küresel karşılıklı bağımlılığın artması ve bunun güç lehine değişmesi

-Hidro-diplomasi

-Uzmanlaşmanın öne çıkması

-Su yönetiminin disiplinler arası yönetim boyutu kazanması

 

Arz-Talep riskleri

-Su arzının ekonomik sabitliği

-Suyun ekolojik dengeleri bozacak düzeyde tüketimi ve kirletilmesi

-Su ayak izi artan üretim süreçleri ve endüstriyel tasarımların artışı

-Havzalar arası su transferi riskleri

-Şehirleşme, endüstriyel büyüme ve buna bağlı gelişmelerin, suyun daha teknoloji ağırlıklı bir yönetime kayması

-Su talebindeki agresif artış

 

Ekolojik riskler

-Suyun ekolojik dengeleri bozacak düzeyde kirletilmesi

-Gerek içme suyu gerekse atık su üretiminde yeni ve ileri arıtma teknolojileri ve prosesleri gerektiren işlemler, bunların ortaya çıkardığı maliyet

-Ekolojik sorunların coğrafi sınırları aşan sonuçları

-Ekolojik sorunların zaman boyutunun uzaması

-Su ve suya bağlı hastalıkların artması

-Su ile gıda güvenliğinin doğrudan ilişkisi

 

Sonuç

-Su yönetimi kaotik boyut kazanacaktır

-Su arz güvenliği giderek daha tehlikelere açık hale gelecektir.

-Su yönetiminin sosyal ve siyasal boyutu artacaktır

-Su yönetiminde bilgi teknolojileri ağırlık kazanacaktır

-Su ayak izi giderek ağırlığını artırarak, üretim maliyet analizlerinde daha dikkate alınır olacaktır

-Su hukuku ulusal ve uluslararası alanda çok daha önemli bir hale gelecektir

 

Öneriler (Genel)

-Sudan taraf olmalıyız

-Temel paradigma; İnsan Odaklı Yönetim Yaklaşımı

-Ulusal ve uluslararası stratejik su politikası oluşturmalıyız

-Su hukuku

-Küresel yönetim mekanizmalarında, hukuki yapılarda ve yönetim süreçlerinde insan ve ekosistem odaklı yaklaşımların geliştirilmesi gerekir

-Birimlerarası, kurumlararası, uluslararası örgütlenmeler ile bilgi birikimini sağlayıcı kalıcı, esnek ve üretken yapılar oluşturmalıyız.

-Dünyadaki gelişmeler ve ülke ihtiyaçlarına göre alan analizleri yapılmalı

 

Öneriler (Ülke Özelinde)

-Kaynak ve zaman optimizasyonu için önceliklerin belirlenmesi ve planlama

-Üst düzey teknoloji yatırımları ve kullanımı

-Operasyonel su yönetimi süreçlerinin verimli hale getirilmesi; eğitim, yatırım, planlama ve işletme

-Ulusal su politikalarıyla operasyonel düzeydeki yönetim süreçlerinin senkronizasyonu

-İmar ve şehircilik politikalarında su kaynakları yönetimini esas alan yaklaşımların dikkate alınması

-Bütçe temelli yönetim yaklaşımı yerine, ekosistem temelli yönetim yaklaşımı

-Kullanan öder, kirleten öder ilkesinin uygulanması

-Paydaş kurumlar arası eşgüdüm

 

Sakarya Örneği

SASKİ olarak genel stratejilerden ziyade il bazlı stratejiler üzerinde duruyoruz ve il bazlı yatırımlar üzerinde duruyoruz. Bir taraftan entegre, bir taraftan efektif bir su yönetim modeli üzerinde çok çalışmalar yaptık. Temel yönetim modülleri şunlardır: Su kaynaklarının korunması, oluşturulması, geliştirilmesi, suyun güvenli transferi, arıtma, SCADA sistemleri, suyun dağıtımı, bilişim sistemleri, atık suyun toplanması, atık suyun arıtılması.

 

Hedeflenen içme suyu kapasitesi:

Mevcut: 2,8 m^3/sn

Ballıkaya Barajı: 6 m^3/sn

Akçay Barajı: 1,3 m^3/sn

Çamdağı Barajı: 1 m^3/sn

Toplam: 11,1 m^3/sn

 

Not: Eşdeğer nüfus yaklaşık 3.000.000 kişidir.

 

Büyük ve Özgün Projeler

-Altyapı projeleri

-Arıtma Tesisleri

-Akçay Barajı ve HES

-ADASU regülatöre ve HES

-Çamdağı Barajı ve HES

-CBS Çalışmaları

-İletişim Altyapısı

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir