PİLSEN Rehberi (Prag’tan Pilsen’e günübirlik tur)

“Kaliteli biranın doğduğu şehir..”

Pilsen gezimi özetlemek için amatör bir şekilde hazırladığım videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz;


Prag ’a otobüsle 1 saat mesafedeki bu şehri gezmeden Çekya’dan (eski adıyla Çek Cumhuriyeti) ayrılmamalısınız. Pilsen için 1 gününüzü ayırmanız yeterli olacaktır.

Ulaşım

     Pilsen’e Prag Zlicin istasyonundan 3,80€’ya RegioJet otobüsleriyle ulaşmanız mümkün, otobüsler her saat başı kalkıyor. Otobüslerde tuvalet, televizyon, wifi ve 1 tane ücretsiz sıcak içecek hakkınız var, açıkçası Avrupa’da kullandığım en lüks ve konforlu otobüs firmasıydı diyebilirim.

     Pilsen’e vardıktan sonra CAN Skvrnanska durağından tramvaya binebilirsiniz. Yalnız dikkat etmeniz gereken bir şey var, saçma bir şekilde çoğu tramvayda bileti sadece temassız ödeme ile ödeyebiliyorsunuz yani mastercard paypass veya visa paywave kartınız olmalı. Bende ikisi de yoktu, genç bir bayandan rica ettim bana da bilet aldı, ödemek için ısrar ettim kabul etmedi 🙂 Tabi siz yine de kendinizi garantiye alın, benim kadar şanslı olmayabilirsiniz.

    Tramvaydan Náměstí Republiky (Cumhuriyet Meydanı) durağında inerek şehir merkezine ulaşabilirsiniz.

      Gezilecek yerlerin çoğu bu bölgede bulunduğu için tramvayı sadece otobüs durağına ulaşmak için kullanmanızı tavsiye ederim.

      En baştan tavsiyemi belirteyim, Pilsen’e gitmeden önce veya internetinizin olduğu herhangi bir yerde Google Maps’ten Pilsen haritasını indirin. Çok işinize yarayacak.

11-12 Temmuz’da kaldığım Prag’taki Zlicin otobüs terminalinden 13 Temmuz’da otobüsle Pilsen’e geçtim.

      İnternet üzerinden rezervasyon yaparken alttaki uyarıya dikkat etmedim (13/07/2017 15:58’e kadar ödenmeli) bu yüzden bir sonraki otobüse bilet almak zorunda kaldım. Saat 20:00’da gelen otobüsüme bindim. Kapıda yolcuları karşılayan hostes çok sevecen bir şekilde biletleri kontrol ediyor ve her türlü ihtiyacınız için sizinle ilgileniyor. Otobüs çok konforlu; tuvaleti, interneti, film izleyebileceğiniz bir televizyonu ve bir sıcak içecek hakkınız var. Bu otobüsle maalesef sadece 1 saat seyahat ediyorum ve sonunda Pilsen,CAN durağına varıyorum. Merkeze veya kalacağım yere nasıl gideceğime dair hiçbir bilgim yok, Pilsen’e gitmeye 10 Temmuz’da karar verip Airbnb’deki en ucuz yerden rezervasyon yapmıştım.

      Otobüsten inmeden önce wifi sağolsun Google Maps’ten ne kullanmam gerektiğini çizmiştim. Otobüs durağının hemen alt tarafındaki Can Skvrnanska durağından saat 20:13’te 2 numaralı tramvaya bindim. Tramvay 10 dakikada bir bu duraktan geçiyor. Republic Square’de (Cumhuriyet Meydanı) inip kısa bir şehir turu yapmak istedim. İlk gördüğüm yapı devasa katedral oldu. Bu şehir hakkında ünlü birası dışında hiçbir fikrim yoktu. Daha sonra otobüs ile Airbnb’den rezervasyon yaptığım DEPO2015’e gittim. Burada çok ilginç bir proje vardı. 5-6 tane konaklama biçimi yapmışlar, bisikletin arkasında treyler gibi çektiğin yatma yeri, iki çubuk arasına gerilmiş çadır gibi. Benimki 3 renk ev diye geçiyordu; mavi renk yatma alanı,beyaz renk hobi alanı, kırmızı renk ise mutfağı temsil ediyordu. Tuvalet ve banyo ise dışarıdaydı.

      Burayı bana kiralayan arkadaş Gaziantep’te Erasmus yapmış birkaç cümle Türkçe biliyordu çok şaşırdım, beni akşam arkadaşlarıyla yapacağı barbekü partisine davet etti. Akşam internet sıkıntısı yaşadım ulaşamadım ona, ben de en yakındaki bar olan Papirna Pilsen’e gittim. Ortam cidden çok hoştu, bira normalden çok daha ucuzdu.  

                    

     Listedeki Çek biralarının hepsinden yarımşar litre denedikten sonra şehri gezmeye karar verdim. Kendimi aç hissettiğim için açık gördüğüm bir dönerciye rastgele daldım, orta doğulu çalışanlardan birinden siparişimi aldım ve orada yerken yanımdaki yaşlı amca ile genç bir bayanın İngilizce konuştuğuna şahit oldum, ikisi de birbirinden memnun gibiydi 🙂

      Hafta içi olduğu için şehirde pek gece hayatı yoktu fakat arkadaşlarının partisinden vs. dönmekte olan genç kızlar sokakta rahatça, tedirgin olmadan yürüyebiliyorlardı. Bu şehrin puanını da buradan verdim.

      Sabah erkenden şehir turuna başlayacağım için 01:30 gibi “kulü

beme” geri döndüm. 14 Temmuz’da 07:00 gibi uyandım ve eşyalarımı toplayıp anahtarımı teslim ettikten sonra şehir merkezine gittim.


1 Günlük Pilsen Turu

      Namesti Republiky’e (Cumhuriyet Meydanı) vardığımda karnım çok acıkmıştı. Kahvaltı için Polonya turumda sürekli yaptığım gibi Zabka isimli marketler zincirinden hazır sandviç, meyve suyu ve limonlu su aldım. Meydandaki en yakın çeşmenin yanındaki banklarda kahvaltımı yaptım. Önceki gece yatmadan önce yaptığım ufak araştırmaya göre meydandaki binaları incelemeye başladım.


Náměstí Republiky (Cumhuriyet Meydanı)

      Meydana gittiğinizde gözünüzü devasa Bartholomew Katedrali’nden ayıramayacaksınız. Burada meydanı çevreleyen tarihi binaları inceleyebilir, çeşit çeşit restoran ve kafeden istediğinizi seçebilirsiniz. Yıl boyunca bu meydanda onlarca etkinlik, festival gerçekleşmektedir. Yılın belli zamanlarında geleneksel mevsim pazarları, çiftçi tezgahları da burada yer almaktadır. Meydan, şehrin ilk kurulduğu zamanlarda 139x193m ölçüleriyle Avrupa’daki en büyük meydanlardan biriydi. Günümüzde bu meydan, Pilsen amblemindeki hanedan sembollerini temsil eden melek, deve, tazı çeşmeleriyle ünlüdür. Meydanda ve onu çevreleyen bölgede birkaç müze, galeri, değerli tarihi binalar görülmeye değer yerlerdendir.  

  Özel tavsiye: Meydanı gezerken katedralin arka köşesindeki kafes içinde bulunan minik meleği gözünüzden kaçırmamalısınız. Meleğin şans getirdiğine ve dokunursanız gizli dileğinizin gerçekleşebileceğine inanılıyor. Bu meleği katedralin arka kısmındaki kafeste rahatlıkla görebilirsiniz, diğerlerine kıyasla daha çok dokunulduğu için eski püskü görüntüsünden tanıyabilirsiniz.

St. Bartholomew Katedrali

      Pilsen’in birasından sonra en çok bilinen unsurdur. Yapımına şehrin kurulmasıyla başlandı ve 16. yüzyıl başlarında tamamlandı. Kilise bir ulusal anıt olup Pilsen’in Madonna’sı olarak bilinen kilden heykeli de barındırmaktadır. Kilisenin en öne çıkan özelliği ise Çekya’daki en yüksek (102,6m) kilise minaresine sahip olmasıdır. İmkanınız varsa bu kuleye çıkıp muhteşem Pilsen manzarasını görmeniz de mümkündür.

Kilisenin içini ziyaret;

Nisan’dan Eylül’e kadar Çarşamba-Cumartesi 10:00-16:00

Ekim’den Aralık’a kadar Çarşamba-Cuma 10:00-16:00

Giriş ücreti: Yetişkin CZK 35, Çocuk (6-15 yaş) CZK 15, öğrenci ve yaşlı CZK 25

(1 Türk Lirası = 5,42 Çek Kronası)-29.11.2017 kuruna göre.

Kilise minaresini ziyaret;

Yıl boyunca her gün 10:00-18:00 (ziyaretçi girişi en son 17:20)

Giriş ücreti: Yetişkin CZK 50, çocuk (6-15 yaş) CZK25, öğrenci (15-26 yaş), yaşlı CZK 35

 

Žumbera

      Meydandaki en çok görmek istediğim şey şövalye Roland’ı temsil eden bu heykeldi. Heykelin amacı, yeni gelenlere şehirde düzenin ve kuralların hüküm sürdüğünü belirtmekti. Bu heykeli Imperial House (İmparatorluk Evi) önünde, Tourist Information Office’in girişinde başınızı biraz yukarı kaldırınca görebilirsiniz.

 



Imperial House (İmparatorluk Evi)

      Tourist Information Office’in bulunduğu bina olan İmparatorluk evi, adını İmparator 2. Rudolf’tan almıştır. 1599 Eylül’ünde Prag’ta veba salgını patlak verince kral, saray halkından birkaç kişiyle birlikte şehri terk etmiş ve Pilsen’e gelmiş ve 4 Haziran 1600’e kadar şehir, imparatorluk başkenti olmuş. Günümüzde, belediye başkanının ofisi 1. kat pencerelerinin arkasında yer almaktadır.

 

Renaissance Town Hall (Rönesans Belediye Binası)

      İmparatorluk Evi’nin hemen yanındaki belediye binasının dış cephesinde sgraffiti tekniğinde yapılmış şekiller gerçekten görülmeye değer. Belediye Binası’nı her gün ücretsiz olarak 08:00-18:00 arasında ziyaret edebilir, arka odada Pilsen’in tarihi merkezini gösteren maketi inceleyebilirsiniz.







Veba Sütunu

      İmparatorluk Evi arkanızda kalacak şekilde katedrale döndüğünüzde karşınızda bu sütunu bulacaksınız. Veba Sütunu Orta Avrupa’da birçok ülkede (Almanya, Avusturya, Çekya..) vardır ve kutsal bir şekilde şehirden veba salgınını defettiğine veya azalttığına inanılır. Pilsen halkı 1681’de bu sütunu veba salgınını azaltacağına inanarak dikmişlerdir. Sütunun tepesindeki Pilsen’in Madonna’sı, parlaklığıyla gözünüzü kamaştıracaktır.


Kırmızı Kalp Evi

      Meydandaki ilginç yapılardan birisi de budur. Bu Neo-Rönesans binasını Veba Sütunu sağınızda,katedral solunuzda kalacak şekilde karşınızdaki binalara baktığınızda üzerindeki kalp şeklinden rahatlıkla tanıyabilirsiniz. 1894’te inşa edilen bu yapının dış cephesi de aynı Belediye Binası gibi, muhteşem sgraffiti örneklerini açık hava müzesi edasıyla sergilemektedir. Sgraffiti sahnesi, Pilsen’deki Avusturya arşidükü II. Ferdinand onuruna yapılan efsanevi turnuvayı hatırlatır.


Kırmızı Kalp Evi’nin sol tarafındaki Riegrova sokağının sonuna kadar giderek Büyük Sinagog’a ulaşıyoruz.


Büyük Sinagog

      1892 yılında Moorish-Romanesque tarzında yapılan bu sinagog sadece Çekya’daki en büyük sinagog olmakla kalmayıp Avrupa’nın Budapeşte’dekinden sonra en büyük sinagoğudur. Günümüzde bu mimarinin içindeki eşsiz akustiği değerlendirmek için konserler vs. burada düzenlenmektedir.

 

Büyük Sinagog’tan yukarıya doğru (sinagog önünüzdeyken sola dönüp ilerlediğinizde) gidince Büyük Tiyatro’ya ulaşacaksınız.

 


Büyük Tiyatro

1902’de Neo-Rönesans tarzında yapılan bu yapı, Avrupa’nın her yerindeki tiyatro binaları gibi büyüleyicidir.

Tiyatronun bulunduğu köşeyi dönünce karşınıza uzun bir park çemberi çıkacaktır, bu parka girip etraftaki yapılara göz atarak parkın sonundaki Batı Bohemya Müzesine doğru ilerlemenizi tavsiye ederim.

Park Çemberi

      Bu şehir parkları, 19.yüzyılda gezi alanı olarak düzenlenmiştir. Yıkılmış şehir duvarları-surlarının yerine yapılmıştır. Pilsen’in ilgi çekici yerleri bu çemberin içindedir. Çember şekli sayesinde ağaçlar, çiçek yatakları, fıskiyelerle donatılmış yeşil bir kolyeyi andırır.

Büyük Tiyatro’dan Batı Bohemya Müzesi yönünde yürürken parkın en başında sağınızda Eski Sinagog’u, Hotel Sloven’ı ve solunuzda hala kullanımda olan St.Anne Kilisesi’ni görebilirsiniz.


Batı Bohemya Müzesi

      1893-1902 arasında Neo-Rönesans biçiminde inşa edilen bu müzenin -dürüst olmak gerekirse- içeriğinden çok görünüşüne hayran kaldım. Müzede şehir silahları, Gotik silahlar gibi tarihi eserler sergilenmektedir.


Müze Pazartesi günleri kapalıdır.

Salı-Pazar 10:00-18:00

Giriş ücretleri: Yetişkin CZK 60, İndirimli CZK 30, Aile CZK 130

Batı Bohemya Müzesi’nden sola dönüp bir süre ilerleyince Dievena sokağına ulaşacaksınız. Burada göreceğiniz ve günümüzde Batı Bohemya Müzesi’nin sergi salonu olarak görev yapan bina, 1392-1950 arası et marketi olarak görev yapmıştır.

Su Kulesi (Siyah Kule)

      Parkın içinden devam ettiğinizde sol tarafta siyah kule de denen su kulesini göreceksiniz. Bu kule, şehir surlarının bir parçasıydı ve bir defa Cumhuriyet Meydanı’ndaki çeşmelere su vermek için kullanıldı.  

Bira Müzesi ve Yeraltı Turu

      Kulenin solundaki yoldan devam ederseniz sol tarafta Bira Müzesini ziyaret edebilir  ve Pilsen Tarihi Yeraltı turuna katılabilirsiniz. Ben ikisini de denemedim, bu yüzden yorumda bulunmayacağım.

Bira Müzesi ziyaret saatleri:

Nisan’dan Eylül’e 10:00-18:00

Ekim’den Mart’a 10:00-17:00

Giriş ücretleri: Sesli elektronik rehber CZK 30

      Bira Müzesi’nden çıktıktan sonra Marriott Hotel’in sağ tarafından tekrar parka giriş yaparak Pilsner Urquell Brewery fabrikasına yürüyebilirsiniz. Burada Google Maps kullanmakta yarar var.

Pilsner Urquell Brewery

       Fabrikayı gezmek için bilet almanız gerekiyor. Bileti internet üzerinden (http://prazdroj.colosseum.eu/prazdroj/list)  alabileceğiniz gibi girişteki vezneden de alabilirsiniz.

      Prag’a dönüş otobüsüm saat 13:00’da olduğu için 12:00’daki fabrikanın tarihi turuna katıldım. Tur ücreti CZK 120. Tur süresi 50 dk. Öncelikle sergi kısmından geçiyorsunuz, buralarda çeşitli animasyonlarla vs fabrikanın tarihi anlatılıyor. Bira yapımının süreci detaylı bir şekilde işleniyor ve kullanılan bütün malzemeleri sizin dokunabilmeniz için önünüze seriyorlar, gerçekten güzel bir deneyimdi bu.

      Daha sonra binanın önünden bir otobüs sizi alıyor ve şu anda çalışmakta olan fabrikaya götürüyor. Fabrikada çalışan insanları, hızlı bir şekilde geçip giden şişeleri,kutuları vs görebiliyorsunuz. Bu sırada yine tur rehberimiz açıklamalarına devam ediyor.

      Son olarak da yine günümüzde kullanılan bira mahzenine iniyorsunuz. İçerisi gerçekten soğuk ve tur rehberini veya grubu kaybederseniz yolunuzu bulmanız imkansız gibi bir şey. Burada fıçıları ve içindeki birayı görebiliyorsunuz, gerekli açıklamayı tur rehberine bırakıyorum. En sonda da fıçıdan direkt olarak bardağa doldurulan biramızı yudumluyoruz 🙂


 

      Tur bittiğinde otobüsüme 10 dakika kalmıştı, aceleyle bir otobüse bindim. Biletim yoktu, şoförden istedim ve Çekçe, sebebini anlamadığım bir şekilde azar işittim. Yine de uzattığım bozuk paralardan gereken kadarını alıp bana bir bilet verdi. O telaşla bileti aktifleştirmek için makineye sokmayı unuttum arkamdan birisi İngilizce seslendi, yardımcı oldu. Prag otobüsümü kaçırdım ve bir sonraki otobüsle Prag yollarına koyuldum…

 

*Bu sayfayı en yakın zamanda elimden geldiğince detaylandıracağım, takipte kalın 🙂


**Bilgilerin çoğunu İngilizce kaynaklardan Türkçe’ye çevirdiğim için bazı cümleler anlam kaymasına uğramış olabilir. Dikkatinizi çeken bir hata olursa yorum bölümünden veya e-posta ile iletebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir